Eksik Mecaz
"İçinizde Başkalarına Yer Açın"
Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet romanını konuşmaya devam ediyor; romanın ana teması olarak ölmüş kişilerin zihnini kendi içine almanın ne demek olduğunu, kendi içinde başkasına yer açmak, başkasının deneyimini hissedebilmekle, başkasının etkisine girmekten başkası tarafından ele geçirilmeye doğru giden salınımı tartışıyoruz. Metazori bir içine alma biçimi olarak musallat olunmayı, ele geçirilmeyi odağa alan korku türüne selam vermeyi de ihmal etmiyoruz.
Kaybolan Hale
Marshall Berman'ın Katı Olan Her şey Buharlaşıyor adlı kitabında ele aldığı Baudelaire'in "Yoksulların Gözleri" ve "Kaybolan hale" şiirlerini Avrupa modernliğinin merkezi Paris'in sokakları, yeni inşa edilen bulvarlar ve dönüşen kent etrafında konuşuyoruz. Modernlik ve kent ilişkisinin çarpıcı izlerini, sınıfsal karşılaşmaları, kamusal alan içindeki özel alanı tartışıyoruz.
"Baba, beni neden terk ettin?"
Dünyaya gözlerini açtığı ilk andan itibaren şefkat ve sevgiye ihtiyaç duyan ancak yaratıcı babası tarafından terk edilen Frankenstein’ın yaratığının olgunlaşma / canavarlaşma sürecini konuşuyoruz.
Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün
Konuklarımız ressamlar Işıl Güleçyüz, Joel Menemşe ve Ayşenur Köksal'dan oluşan Monday Art Collective ile Murat Gülsoy’un son romanından esinlenerek gerçekleştirdikleri, küratörlüğünü Işıl Gençoğlu'nun yaptığı 'Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün' başlıklı resim sergisinden hareketle edebiyat ile resim arasındaki alışverişten, sanatlar ve mecralar arası dolaşıklıklar üzerine konuşuyoruz.
Dolaylı Hayvan
İnsan dışı varlıklar bahsinde hayvanlar dolayımıyla insanı konuşuyoruz. Konuğumuz eski bir Açık Radyo programcısı, yazar ve yayıncı Ergun Kocabıyık. Kocabıyık'ın Dolaylı Hayvan adlı kitabından hareketle, insanın melez varoluşunu, dünya üzerindeki yersiz yurtsuzluğunu ve insandan gayrı olanla kurduğu ilişkileri tartışıyoruz.
Feminist Gotik Masallar
İnsandışı varlıkların edebiyattaki izlerini sürmeye bu hafta Angela Carter’ın Kanlı Oda adlı kitabı ile devam ediyoruz.
Klasik Batı masallarını feminist, erotik ve gotik bir bakış açısıyla ters yüz ederek kadın karakterlerini artık edilgen değil, arzulayan, direnen ve dönüşen özneler olarak kuran Carter'ın öykülerinde erkek şiddeti, doğa ve hayvanlık/canavarlık arasındaki ilişkileri, geçişleri tartışıyor; vampirler, kurt adamlar ve canavarlar aracılığıyla patriyarkal korkuların nasıl etkisiz hale getirildiğini konuşuyoruz.
Gılgamış ile Enkidu
Arkadaşlık yoldaşlık teması etrafında yeni bir yolculuğa çıkıyoruz; en eski dostluk yoldaşlık anlatısı olarak Gılgamış ile Enkidu’nun hikayesini konuşuyoruz.
Birbirine ayna tutan iki kahramanın, biri uygarlığın içinde doğmuş, diğeri yabanıl doğadan kopup gelmiş iki figürün karşılaşmasını, aralarındaki dostluğun dönüştürücü gücünü ve Enkidu’nun ölümüyle Gılgamış’ın insan olma serüvenini ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışı ile birlikte ele alıyoruz.
Bataklıklar Üzerindeki Şehir
Modernliği "tarihin molozları"ndan, nesnelerden, parçalardan yola çıkarak okuyan Walter Benjamin'in Pasajlar kitabı ile açıyoruz. Benjamin'in Baudelaire'den yola çıkarak kavramsallaştırdığı flanör figürünün şehirdeki ayak izlerini takip ederek 19. yüzyılda modern insan olmanın anlamını sorguluyoruz.
Programın ikinci yarısında ise Paris'ten St. Petersburg'a giderek Marshall Berman'ın "azgelişmişliğin modernizmi" dediği Rus modernliğini St. Petersburg şehrinin bir bataklığı üzerinde yükselen hikayesi etrafında konuşuyoruz.
Yaratıcının Etik Açmazı
Yaratığın kendisi için bir eş yaratması talebi karşısında Dr. Frankenstein’ın düştüğü etik açmazları ele alıyor ve değişen köle-efendi rollerini konuşuyoruz.
Diyabolik "Dandy"
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim üyesi Nüket Esen ile İngiliz edebiyatının 'hınzır' yazarı Oscar Wilde’in Dorian Gray’in Portresi'ni konuşuyoruz. Faustyen ve Pygmalionesk bir karakter olarak Dorian Gray’dan diabolik “dandy” Oscar Wilde’a uzanırken, estetik ve güzelliğin sanatta ve hayattaki yerini de tartışıyoruz.
Türler Arası Geçişler
Konuğumuz Ergun Kocabıyık ile dolaylı hayvan olarak insanı konuşmaya devam ediyoruz.
Doğum mitlerinde karşımıza çıkan topraktan, tohumlardan, ağaçlardan büyüyen insan gibi doğaya bağlanma arzusunun tezahürlerini; hayvan atalara soyunu bağlama gibi hayvan türlerinin metaforlaştırılma biçimlerini, insanın yüceleşme arzusunun temsili olarak hayvan olmayan hayvanları ele alıyor, türler arası geçişin mümkünlüğü ile türcülüğün yanyanalığını tartışıyoruz.
Cinli Kızlar Şifacı Kadınlar
Cadılıkla çatıdaki deli kadınlığın arasında salınan karakterleriyle Türkçe edebiyatın iki önemli eserini odağa alıyoruz; Latife Tekin'in 1983'de yayımlanan Sevgili Arsız Ölüm'ünde Dirmit'in direniş hikayesinin ardından, 2024 yılında yayımlanan Şebnem İşigüzel'in Memoria'sındaki Karılar Tekkesi'ni ve var kalmanın türlü türlü yolunu bulmuş şifacı kadınlarını konuşuyoruz.
Değirmenlere Karşı
Roman türünün kurucu metni Miguel de Cervantes'in 1605-1616 tarihli çok katmanlı romanı Don Quixote'deki yoldaşlık ilişkisine odaklanıyoruz. Don Kişot ve Sanço Panza'nın, şövalye ile silahtarının hikayesini, hayal ve gerçek arasında salınan bir dünyadaki yolculuklarını konuşuyoruz.
Yeraltı Adamı
Marshall Berman'ın St. Petersburg'da yükselen Rus modernliğinin merkezi olarak işaret ettiği Nevski Bulvarı'ndan geçen Dostoyevski karakterlerini, Öteki'nin Golyadkin'ini ve Yeraltından Notlar'ın anlatıcısı yeraltı insanını konuşuyor; onurlu bir varoluşun peşinde deliren küçük adamın hikayesini modern şehrin çelişkili sinyaller veren, modern yaşamı dayatan karmaşası ile ilişkilendirerek tartışıyoruz.