Eksik Mecaz
Yeraltı Adamı
Marshall Berman'ın St. Petersburg'da yükselen Rus modernliğinin merkezi olarak işaret ettiği Nevski Bulvarı'ndan geçen Dostoyevski karakterlerini, Öteki'nin Golyadkin'ini ve Yeraltından Notlar'ın anlatıcısı yeraltı insanını konuşuyor; onurlu bir varoluşun peşinde deliren küçük adamın hikayesini modern şehrin çelişkili sinyaller veren, modern yaşamı dayatan karmaşası ile ilişkilendirerek tartışıyoruz.
"Canavar kim?"
Köylü ve işçi isyanlarının ortaya çıktığı, radikal dönüşümlerin habercisi olan bir dönemde yazılan Frankenstein romanını, sınıfsal bir alegori olarak ele alan eleştirileri konuşuyoruz.
Parçalanan Erkeklik
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü emekli öğretim üyesi Nüket Esen ile Oscar Wilde’in Dorian Gray’in Portresi'ni sanat gerçeklik ilişkisi, farklı erkeklik halleri, dönüşen Pygmalionesk anlatı ve 20. yüzyılın yeni hedonizmi üzerinden konuşmaya devam ediyoruz.
Avından El Almak
İsyanını alışageldik dili ve yazma biçimlerini bozguna uğratarak gösteren Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi kitabını konuşuyoruz. İçinden geçtiğimiz zorlu dönemde edebiyatın eleştirelliğine, isyankar sesine ve aynı zamanda sağaltıcı gücüne çok ihtiyacımız var. İnsanla ve insan dışı varlıklarla kurduğumuz ilişkinin metaforik göstereni olarak 'Avından El Alan' öyküsünün okurunu felsefi düzlemde iktidar ilişkisini düşünmeye nasıl davet ettiğini, dilin ve yazının iyileştiriciliğini nasıl somutladığını tartışıyoruz.
“Sandıktaki Kadın”
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Olcay Akyıldız ile Binbir Gece Masalları’nın az bilinen çerçeve hikayesi üzerinden Lilithyen kadınları konuşmaya devam ediyoruz.
“Box Woman/sandıktaki kadın” cin tarafından bir sandığa kapatılan kadın, her fırsatta cini kandırarak sandıktan çıkıp erkekleri baştan çıkarır. Binbir Gece Masalları'nın sultan kardeşleri de sandıktaki kadın kendilerini baştan çıkarmaya kalktığında büyük bir korkuya kapılır ve nasıl kaçacaklarını bilemezler. Lilith gibi hem büyüleyen, hem korkutan bu kadınları modern Osmanlı edebiyatının ilk örneklerinde de görürüz.
Apaçık Radyo 30 Yaşında Özel Yayın
Apaçık Radyo’nun Açık Radyo olarak hayatımıza girmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Biz de Eksik Mecaz olarak radyomuzun daha nice on yıllar yayın hayatına devam etmesini diliyor, kutlamalara özel bir yayınla katkıda bulunuyoruz.
Radyonun edebiyata katkılarını ve son 30 yılın edebiyatını tartışacağımız bu programda yeni akımlardan, arayışlardan, türlerin ve yazma biçimlerinin dönüşümünden söz edeceğiz. Nice yaşlara Apaçık Radyo!
Kamusal Alan ve Osmanlı Tiyatrosu
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türkçe Dersleri Koordinatörlüğü öğretim görevlisi Esra Dicle ile kamusal alan kavramını teatrallik ve tiyatro etrafında konuşuyor; 19. yüzyılda modern Osmanlı tiyatrosunun kamusal alanın dönüşümündeki rolünü tartışıyoruz.
Bastırılamayan Arzular ve İkizlik
Frankenstein’in bir insan yaratma arzusundan yarım yüzyıl sonra bilimsel merakını kendi bedeninde yoğunlaştıran Dr. Jeckyl’ın hikayesini, Victoryen ahlak anlayışının hakim olduğu bir dönemde yazılmış, R. L. Stevenson’un Dr. Jeckyl ve Mr Hyde adlı novellasını ele alıyoruz.
İnsanın kötü yanlarını ortaya çıkarıp, yok etmek amacıyla kendi üzerinde araştırmalar yapan Faustyen bilim insanı Dr Jeckyl’ın yaptığı iksir, düzenin makbul beyefendisinin içinden yasak arzularını doludizgin yaşayacak bir mağara adamını çıkarır. Bu çerçevede Dostoyevski’nin Öteki adlı romanındaki kötü ikizlikten, Freud’un doppelganger’ine uzanan çizgide ikilikleri ve dönüşümleri konuşuyoruz.
Köpek Kalbi
Faust-Frankenstein-Pygmalion hattında ilerleyerek, Mihail Bulgakov’un Köpek Kalbi romanını konu ediyor; Sovyet toplum mühendisliğine alegorik bir eleştiri olarak insan doğası, etik ve toplumsal dönüşüm üzerine güçlü bir anlatı sunan romanı insan ile insan-dışı arasındaki dönüşüm bağlamında konuşuyoruz.
Korkusuz Kirpi
Göçmüş Kediler Bahçesi’ndeki gezintimizi sürdürüyoruz ve Bilge Karasu’nun 'Avından El Alan' ve 'Korkusuz Kirpiye Övgü' öykülerindeki hayvanlardan insanhayvanlara dolaşık ölümdirimi, hayvanın yerine geçmenin anlamını konuşuyoruz.
Bilinçli Eğinimler
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Olcay Akyıldız ile Binbir Gece Masalları ile başlayan sohbetimizi çağdaş Türkçe edebiyatın ve kadın yazınının kilometre taşlarından Leyla Erbil ile sürdürüyoruz.
İnsan dışılaştırılan tekinsiz kadınların kahramanı olduğu "Bilinçli Eğinim" öykülerini konuşurken kahramanları gibi, Erbil'in de yeryüzüyle, insanlarla, erkeklerle, eril düzenle kurduğu sarsıcı ilişkilerin isyankar dilde, belli belirsiz imgelerdeki tezahürünü ele alıyoruz.
Yetiş Ya Hızır!
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi, şair Zeynep Oktay ile Gılgamış’tan kutsal kitaplara, İskendernamelere uzanan bir yoldaşlık motifini, Hızır anlatılarını konuşuyoruz.
Dini tasavvufi metinlerde, halk inanışlarında hem bir kurtarıcı ve yol gösterici hem de ayağını bastığı yeri yeşillendiren, doğayı canlandıran bolluk ve bereket temsili bir figür olarak Hızır’ı, Hızır - İlyas buluşmasını tartışıyoruz.
Edebiyat Haritası
Geçtiğimiz yıl genişletilmiş yeni baskısıyla okurun karşısına çıkan İstanbul Edebiyat Haritası kitabının yazarı araştırmacı, akademisyen Bahriye Çeri'yi konuk ediyor; kent ve edebiyatın ilişkisini bu kez yazar ve şairlerin yaşadıkları, buluştukları mekanlar üzerinden ele alıyoruz.
Yazarların hayatlarının geçtiği semtlerin, binaların, kahvelerin edebiyata etkisini, kamusal alanlarda kolektifleşen edebiyatı konuşuyoruz.
Anlatan mıyım öykü müyüm, bilmiyorum
2019 yılında yayınlanan Jaenette Winterson’ın Frankissstein adlı romanını konuşuyoruz. Artık terk edilmeye başlandığı bir dönemde oyunsuluk ve metinlerarasılık gibi postmodernist yöntemleri yoğun olarak kullanan roman aynı zamanda son derece ilginç bir yeniden yazım örneği. Mary Shelley’nin hem yaratıcı yazar hem de bir roman kahramanı olarak karşımıza çıktığı Frankissstein, queer edebiyat açısından da önemli açılımlar sunuyor.
Proleteryanın Ürkütücülüğü ve Melezliğin Tekinsizliği
Hayvanlardan alınan dokuların insanlara nakil denemelerinin başladığı 20. yüzyıl başı tıp çalışmalarından ilhamla yazılmış olan Mihail Bulgakov’un Köpek Kalbi romanını konuşmaya devam ediyoruz. Sovyet devriminin yarattığı yeni insanın eleştirisi olarak konumlandırılan romanın, insanla insan dışının sınırında dolaşan kahramanı Şarik’in hem proleteryanın ürkütücülüğünü, hem de melezliğin tekinsizliğini nasıl aynı anda temsil ettiğini tartışıyoruz.