Sanat Uzun, İlham Sonsuz
İtaatin Estetiği: Totaliter Rejimlerin Görünmeyen Tasarımı
"Neden otoriter rejimler hep tek tip insan ister?" sorusundan yola çıkarak, totaliter sistemlerin birey üzerindeki kontrol mekanizmalarını sanat, edebiyat ve tarih üzerinden inceliyoruz.
Orwell'in Hayvan Çiftliği'ndeki sorgulamayan sadık Boxer'dan, Kırgız efsanesindeki hafızası silinen köle Mankurt'a; Star Trek evreninin kolektif zihne bağlı Borg'larından, beyin yıkamayla suikastçıya dönüştürülen Mançuryalı Aday'a kadar uzanan örneklerle, bireyin nasıl silinip "tek tip vatandaş" kalıbına sokulduğunu tartışıyoruz. Nazi Almanyası'nın "dejenere sanat" damgası vurduğu modern akımlara karşı Otto Dix'in savaşın bedeli olarak verdiği eleştirel yanıtı ele alıyoruz ve sonuçta tüm totaliter sistemlerin ortak hayalinin—düşünmeyen, sorgulamayan, itaat eden insan—ve bunun sanat, hafıza ve dikkat pratiğiyle nasıl aşılabileceğini konuşuyoruz.
Sanat ve kıskançlık-II
Sonraki hafta 29 Ağustos 2016 da “Şişman güzeldir, çünkü şişman insanlar diğer insanların yüzünde hemen bir gülümseme yaratma kabiliyetine sahiptir, sempatiktirler…”diyen Columbia’lı sanatçı Botero ile başlıyoruz. Servet-i Fünun dönemi yazarlarından Nabizade Nazım’ın ilk defa 1894’de tefrika olarak yayımlanmış edebiyatımızın ilk psikolojik roman denemesi olan “Zehra”, unutulmuş ve gadre uğramış yazarımız Nahid Sırrı Örik’in “Kıskanmak” romanı, ünlü yönetmen Ingmar Bergman’ın otobiyografik filmi “Büyülü Fener”, Milos Forman’ın Mozart ve Salieri yorumu değerlendiriliyor.
Ütopya ve distopya kavramlarının edebiyat tarihindeki gelişimi
Ütopya ve distopya kavramlarının edebiyat tarihindeki gelişimini, Thomas More'un Utopia'sından başlayarak, "olmayan yer" kavramının nasıl "ideal toplum tasarımı" haline geldiğini tartışıyoruz.
Nutopia, Neverland, Teneke Trampet, Güneş Ülkesi ile yazarlar Zamyatin, Orwell, Huxley'i ve Ishiguro konu alarak; Francis Galton'ın öjeni projesinden Nazi kısırlaştırma programlarına, tıbbın kontrol aracına dönüşmesi ve her ütopyanın uygulandığında distopyaya dönüşme riskini vurguluyoruz.
Bellek, unutma ve demans
5 Eylül 2016’da bellekten, hatırlama, unutma ve demanstan ve sanattaki görünümlerinden konuşuluyor. Dali’nin belleğin kalıcılığı ve görelilik kuramı ile kurduğu ilişki ile başlayıp onun belleğin görsel sunumu olarak yorumlanan “Belleğin Azmi” adlı tablosu, Marcel Proust’un hatırlama ve bellek açısından önemi üzerinden bellek, unutma ve yeniden inşa süreci tartışılıyor. Milan Kundera’nın Gülüşün ve Unutuşun Kitabı, filmler, Müzehher ve Ekrem Güyer ile Asaf Halet Çelebi ile unutma üzerine sohbet sürüyor.
Ütopya–Distopya Arasında: Herland, Gattaca ve Sanatta Umut
Bu kez sanatçıların gözünden ütopya ve distopyayı: "Herland" ve "Gattaca" ile ressam Leonora Carrington ve Emel Şahinkaya'nın şiddet ve huzur gerilimini konuşuyoruz.
Björk'ün içsel ütopyası, Italo Calvino'nun görünmez kentleri her zamanki gibi Türkiye'den akademik çalışmalar, Kemal Kurkut'un trajik hikayesinden öjeni temasının sinema ve edebiyattaki yansımalarına kadar geniş bir yelpazede, ütopyanın distopyaya dönüşüm anları ve sanatçıların bu gerilimde nasıl umut yarattıklarını keşfediyoruz.