Sanat Uzun, İlham Sonsuz
Yas-II
25 Temmuz 2016, yası konuşmaya devam ediyoruz. Kırkyedi yaşında ölen Frieda Kahlo’nun kısa yaşamına sığdırdığı tabloları, 35 ameliyatı, türlü türlü kayıpları ve travmalarına bakıyoruz ve bir başka büyük ressama Marc Chagall’a gidiyoruz. Yas sürecinin belki en zoru olan evlat acısını, bunu yaşayan Recaizade Mahmud Ekrem, Halid Ziya Uşaklıgil şair İsmail Sefa, Tevfik Fikret, Abdülhak Hamit, Peyami Sefa ve bu büyük edebiyatçıların birbirleriyle kesişen yaşamları vesilesiyle konuşuyoruz; bir de üç nesil şair Oğuzcan ailesi ve oğulların intihar girişimlerini…
Sanat Dallarında Anlatılan Tıp, Hastalık, Şifa ve Doktor Temaları
14 Mart tıp bayramı vesilesiyle Bulgakov'dan Çehov'a, Cenab Şahabettin'den Behçet Aysan'a hekim sanatçılar, çeşitli sanat dallarında anlatılan tıp, hastalık, şifa ve doktor temalarını konuşuyoruz - Büyük İskender'in hekimi de var, Van Gogh'un doktoru da, Kafka'nın köy hekiminin başına gelenler de... Edebiyatta ve sanatta neden kadın hekim tasviri yok sorusuyla da bitiriyoruz.
Sanatçının hayatı eserine nasıl yansır?
1 Ağustos 2016 tarihli programda sanatçıların hayatının, yaşantılanın yapıtlarıyla ilişkisi konuşularak başlıyor. İlk bölümde ABD’li şair Emily Dickenson’ın 20 yıl süren izolasyonu, yaşarken ve şiirlerinin sadece yedisi basılmışken, ölümünden sonra şiirlerinini yakılmasını vasiyet ettiği halde ülkesinin en ünlü şairlerinden biri olmasına bakılıyor... Acaba bipolar bozukluğu var mıydı? diye sorup oradan Alis Harikalar Diyarına gidiliyor. Harikalar diyarı neyin metaforu? Lewis Carrol psikoaktif madde mi kullanıyordu, migreni mi vardı yoksa bir tür sapkınlıktan mı mustaripti? sorularına yanıt arayarak sürüyor sohbet.
Kutlamanın Gölgesi: Neşe, Gerilim ve Sanatta Şölenin İki Yüzü
Bayramlarda yaşanan “sıkıştırılmış, konsantre sosyalleşme” sırasında Tolstoy’un Anna Karenina alıntısını hatırlıyoruz: ”Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır.” Kutlamalar ve şölenler olumlu etki yapsa da, bazıları için olumsuz olabiliyor. Toplumun üçte birinden fazlası bu dönemlerde daha stresli olduğunu söylüyor.
Sanatta kutlamalar törenler çok eski zamanlardan beri var. Lascaux Mağarası’ndan söz etmesek olmaz, orada ataların ataları kutlama törenleri resmetmişler. Ama kutlama neşe mutluluk deyince hemen akla gelen Renoir’ın “Teknede Öğle Yemeği Daveti” resmi üzerinden Amelie filmini, onun çağrışımıyla da “Başkalarının Hayatı” filmini konuşuyoruz. Bu film vesilesiyle de Lenin’in "muhteşem, insanüstü bir müzik" olarak övdüğü ve “onu fazla dinlersem devrimi bitiremem” dediği parçaya bakıyoruz.
Shakespeare ve yarattıkları
8 Ağustos 2016’da bu kez edebiyat kuramı, karşılaştırmalı edebiyat, “tıbbi ve insani bilimler” çalışan akademisyen Burcu Alkan programa konuk oluyor. Shakespeare eserlerinin kendi yaşamında izdüşümü var mıydı? İkiz çocuklarından biri olan ve 11 yaşında vebadan ölen oğlu Hamnet’in eserlerinde temsilinin olup olmadığını Burcu Alkan yorumluyor. Edebiyatta “delilik” temasının ele alınışı konuşulurken, Alkan “Delilik güzel bir edebi araçtır” ama “edebiyattaki her delilik tezahürüne patolojik bir noktadan mı yaklaşmalıyız” diye soruyor.