Sanat Uzun, İlham Sonsuz
Sanat, Hakikat ve Zihin
43-46. yayın dönemleri boyunca yapılan ve 7 yıllık aradan sonra yeniden radyoya dönen program yine sanat üzerine psikolojik sohbetlerle ilerleyecek. Bu hem bir kavuşma programı hem de geri döndüklerinde kendilerini buldukları hakikat sonrası çağı masaya yatırdıkları bir bölüm.
Hakikate rağmen üretilen yalan ve saçmalıklar içindeki durumumuzu Zizek’ten Yaşar Kemal’e oradan çocuk gelişimine müzikler eşliğinde konuşuyorlar.
Art Brut
27 Haziran 2016’da psikopatoloji ve yaratıcılık konusunu bu kez de tanı alıp tedavi edilmekte olan kişilerin ürettikleri sanat eserleri üzerinden konuşuyoruz. Fransızca bir terim olan “art brut” ham sanat demek, İngilizce'de ise sadece hastaların değil, cezaevinde yaşayanların ya da barınakta yaşayan kişileri kastederek ”outsider art” deniliyor. Bu da dilimize biraz da talihsiz bir biçimde “ötekinin sanatı” diye çevrilmiş. Burada, profesyonel olmayan, bir sanat üretimi söz konusu. Prizhorn, Bakırköy, Süleyman Velioğlu ve Çapa Psikiyatride tedavi gören kişilerin eserlerinden oluşan koleksiyonun öyküsü bu programda.
Ayrılık - veda
17 Ekim 2016 ayrılıktan ve vedalardan konuşulan son programın tarihi. Konuşma “Ayrılığı sanat haline getirmek mümkün mü?” sorusuyla başlıyor. Ephraim Kishon’un "Tarla Kuşuydu Juliet” oyununda Shakespeare’in yazdığı ölümsüz aşk hikayesini kahramanlarının bir evlilik parodisine, bulvar komedisine çevirmeleri sürpriz sonları konuşmaya yol açıyor. Bir küçük döküm ile programdan sayılar veren programcılar çeşitli itiraflarda da bulunuyorlar.
Hakikat Sonrası Çağda Aşk
İlk programda hakikat sonrası çağdan, yalan, saçmalık ayrımından söz eden Şenol Ayla ve Timuçin Oral, bu programda "Madem takvim Sevgililer Günü’nü gösteriyor, o zaman pembe kalp programı yapmadan, biraz da aşk ve ilişkilerde hakikat meselesinden konuşmak şart oldu," diyerek kolları sıvamışlar.
Yaratıcı kişi hastalanırsa
Birkaç haftadır süren sanatsal yaratıcılık ve ruhsal rahatsızlık ilişkisi 4 Temmuz 2016 tarihli bu programda bu kez sanatçı hastalandığında neler olabildiğinden bahsediliyor. Konu edilen ressamlar çoğunlukta: Louis Wain ve kedi resimlerinin değişimi, Francisco Goya ve varsanılarının eserlerine yansımaları, “Anksiyete ve hastalık olmasa dümeni olmayan bir gemi gibi olurum” diyen Edvard Munch’un anksiyetesini nasıl resmettiği, Van Gogh’un yaşadıkları ve Picasso’nun yaşadığı yasın bir döneme adını vermesi başlıcaları.