Gidilmeyen Yol
Asuman Kafaoğlu Büke ile Hamlet ve Othello Yer Değiştirirse
Bu hafta Gidilmeyen Yol’da edebiyatın gidilen ve gidilmeyen patikalarını, yavaş okumanın metinle kurduğu derin bağı, eleştirinin görünmez yerlerini ve romanın dijital çağda değişen ritmini düşünüyoruz. Alternatif anlatı biçimlerinin açtığı imkânları, seçimlerle kader arasındaki ince çizgiyi ve kadınların kendi yolunu kurarken karşılaştığı yapısal sınırları tartışıyoruz. Kişisel kırılma anlarının bir hayatı nasıl yeniden biçimlendirdiğine bakarak “gidilmeyen yolların” hem edebiyatta hem hayatta nasıl çoğaldığını konuşuyoruz.
Perihan Taş Öz ile Gidilmeyen Yollar
Konuğumuz Perihan Taş Öz ile gidilmeyen yolları üç film üzerinden konuşuyoruz: Henüz gitmediğimiz yollar Sonsuzluk ve Bir Gün; gitmekten sakındığımız yollar Aftersun ve gidilmemesi tavsiye edilmiş yollar Dünyanın En Kötü İnsanı.
Nasıl karar veririz? - İlker Küçükparlak ile Seçimlerimiz Üzerine
Bu bölümde psikiyatri uzmanı Dr. İlker Küçükparlak ile karar verme süreçlerine, duyguların ve bilinçdışının bu süreçte nasıl rol aldığına bakıyoruz. Gerçekten seçiyor muyuz, yoksa seçim dediğimiz şey bizi çok daha önce şekillendiren mekanizmaların bir sonucu mu? Depresyonda ağırlaşan, anksiyetede aşırı kontrol eden, manide hızlanan karar süreçlerini; duygunun, sezginin ve “içten gelen sinyal” dediğimiz şeyin karar anındaki etkisini konuşuyoruz. Modern hayatın seçim bolluğunda insanın neden bu kadar zorlandığını, kararın nasıl bozulduğunu, neden bazı yolların hiç açılamadığını ve bir hayatın “gidilmeyen yollar” tarafından nasıl şekillendiğini birlikte tartışıyoruz.
Nedret Öztokat Kılıçeri ile Utancın İzi
Gisèle Pelicot davasından yola çıkarak utancın taraf değiştirmesi ne demek, kim utanç duyar, kim duymaz sorularına bakıyoruz. Utancı toplumsal olarak üretilen ve paylaştırılan bir yapı olarak ele alıyoruz. Edouard Louis ve Didier Eribon’un metinleri üzerinden utancın sınıfsal kökenlerini ve nasıl bir ideolojiye dönüştüğünü tartışıyoruz. Kimin görünür kılındığı, kimin sessiz bırakıldığı ve bunun hangi koşullarda mümkün olduğu sorusu programın merkezinde duruyor.
Cem Alpan'la Okuma Üzerine
Bir romanın hangi sayfasında tartışma başladığını, hangi karakterin sessizliği bozduğunu, aynı grubun tekrar tekrar hangi sorulara döndüğünü takip etmek aslında yaşayan bir okur etnografisi. Bu veriler, Türkiye’deki 'yeni okur' tipolojisine dair küçük ama yoğun bir harita sunuyor.
Bu yüzden okuma ritimlerinin geçirdiği dönüşümü, romanın sinema ve dijital kültürle kurduğu gerilimleri, okurun seçmediği yollarla nasıl yüzleştiğini, kolektif okuma arzusunun neden bu kadar arttığını ve modern romanın hâlâ okurun zihninde nasıl bir imge alanı açtığını konuşuyoruz.
Dinçer Güçyeter ile Kaybedilmiş Geleceklerin Masalı
Konuğumuz Dinçer Güçyeter ile Almanya Masalımız kitabından yola çıkarak kaybedilmiş gelecekleri, başlamadan biten ihtimalleri, yara kardeşliği fikrini konuşuyoruz.
Hala Buradayım filmi ve daha pek çok filmden örneklerle göçün, belleğin ve annesi ve anneannesinin hikayesini bir masal gibi anlatan Dinçer Güçyeter'in kitabı, bir tiyatro oyunu olarak Almanya'da kapalı gişe oynuyor ve dünya turnesine hazırlanıyor.
Bir şehrin gerçekleşmemiş mimari projeleri bize ne anlatır? - Ertuğ Uçar'la yazı ve mimarlık üzerine
Boğaz Köprüsü hiç yapılmamış olsaydı ne olurdu? Ya da birden eksilseydi hayatımızdan? Herkes kendi kıtasına mı çekilirdi mesela? Köprü trafiği kelimesi sözlüğümüzden çıkardı. Şehir gerçekleşen projeler kadar gerçekleşmemiş projelerdir de. Bir şehrin üzerinde gerçekleşmeyen hikayelerin kaydını tutmak da zor. 3. köprü için yapılan itirazlar Boğaz Köprüsü için olmadı zannetmeyin. Dev şehir İstanbul merkezinde mimarlık, mekan ve yazı üzerine bir sohbet.
Görünmeyenin İzinde: Tanıklık ve Gidilmeyen Yollar
Konuğumuz Yelina Tayfur ile Dünyadan Sonra Bir Yer üzerinden görünmezlik, tanıklık ve “gidilmeyen yollar” fikrini edebiyat ve sinema örnekleriyle birlikte ele alıyoruz.
Karanlık gerçekten karanlıkla mı aydınlanır?
Türkan Şoray’ın kara gözlerinden Kürk Mantolu Madonna’nın rekor satışlarına uzanan bir hat… Ekonomik ve toplumsal çalkantı dönemlerinde yazılmış metinlerin bugünün okuruyla kurduğu bağı konuşuyoruz. Peki, karanlık gerçekten karanlıkla mı aydınlanır?
Asya Avcı ve Ayben Ertem'le akran zorbalığı ve hepimize düşen onarıcı yöntemler üzerine
Konuklarımız Asya Avcı ve psikolog Ayben Ertem ile Adoleslence’den Half Man’a, ebeveynin yaşanmamış hayatı çocuğun kara bulutu mudur sorusundan, akran zorbalığını ve hepimize düşen onarıcı yöntemleri konuşuyoruz.
Formüller ve Tutmayan Hikâyeler
Bu bölümde Meriç Demiray ile senaryo yazımında ve yaratıcı yazarlıkta formüllerin nasıl çalıştığını, nerede tıkandığını konuştuk. Anlatının ritmi, hikâyelerin neden artık tamamlanmakta zorlandığı, bazı türlerin neden ortadan kaybolduğu ve yerli dizilerde tekrar hissinin neye karşılık geldiği üzerine düşündük.
Galma Akdeniz ile anneliğin konuşulmayan, karanlıkta bırakılan ve toplumsal kalıplara sığmayan tarafları
Konuğumuz Galma Akdeniz ile anneliğin konuşulmayan, karanlıkta bırakılan ve toplumsal kalıplara sığmayan taraflarını; sinema, edebiyat ve kişisel deneyimler üzerinden tartışarak “iyi anne” mitiyle bakım emeğinin görünmez yükünü mercek altına alıyoruz.
Kusurun Olanakları: Pişmanlık, Kaçan İlmekler ve Anlatının İmkânı
Bu programda Figen Alkaç ile kusuru anlatıyı açan bir eşik olarak düşündük. Pişmanlığın düzeltme arzusundan çok, geri döndürülemeyenle yan yana durma hâli olduğunu; kaçan ilmeklerin ise dantelin deseninden dışarı düşmediğini konuştuk. Eksilttiklerimizin, sustuklarımızın ve tamamlanmamışlıkların nasıl yeni düşünme alanları yarattığını birlikte tartıştık.
Fahim Bey’in Gidilmeyen Yolu
Konuklarımız Standford Üniversitesi öğretim üyesi Burcu Karahan ve Chicago Üniversitesi öğretim üyesi Melih Levi ile birlikte Abdülhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz romanının İngilizceye uzanan tuhaf ve neredeyse kaybolmuş çeviri hikâyesini konuşuyoruz.
1940’ların başında Amerikalı akademisyen Eleanor Bisbee İstanbul’da ders verirken Türkçe edebiyatı İngilizceye kazandırmak için bir proje başlatıyor. Stanford’daki Hoover Arşivleri etrafında şekillenen bu girişimde Şerif Mardin ve Mithat Esmer de yer alıyor. Fahim Bey ve Biz için hazırlanan çeviri taslağı ise proje yarım kalınca onlarca yıl boyunca ortadan kayboluyor. Ta ki 2017’de Hoover arşivlerinde yeniden bulunana kadar.
Bir metnin bazen yarım kalmış taslaklarda, mektuplarda, arşiv raflarında ve gerçekleşmeyen ihtimallerde de yeşeren ikinci hayatını konuşurken bolca film önerisi de veriyoruz. Bu hikâye, tam da Gidilmeyen Yol’un sevdiği türden bir soru soruyor: Ya başka türlü olsaydı?
Yazı, İlişki ve Hafıza Üzerine
Neslihan Önderoğlu ile, son dönem filmlerinden yola çıkarak ilişkilerde güvenin, inancın ve suskunluğun nasıl kurulduğunu; yazının hafıza, kimlik ve rahatsızlıkla olan ilişkisini konuştuk. Büyük olaylardan çok küçük kaymaların belirleyici olduğu ilişkilerden, yazarlığın bugün kiminle konuştuğuna uzanan bir sohbet oldu.