Gidilmeyen Yol
“Hafıza seçicidir, anlatı kurar; hatırlamak ise başlı başına yeniden yazmaktır"
Feminist Yöntem ve Feminist Sanat
Sanatta Bitmemişlik, İz ve Boşluk
Yaşanmış Kadar Yaşanmamış Olanlar: Gidilmeyen Yol
Formüller ve Tutmayan Hikâyeler
Bu bölümde Meriç Demiray ile senaryo yazımında ve yaratıcı yazarlıkta formüllerin nasıl çalıştığını, nerede tıkandığını konuştuk. Anlatının ritmi, hikâyelerin neden artık tamamlanmakta zorlandığı, bazı türlerin neden ortadan kaybolduğu ve yerli dizilerde tekrar hissinin neye karşılık geldiği üzerine düşündük.
Galma Akdeniz ile anneliğin konuşulmayan, karanlıkta bırakılan ve toplumsal kalıplara sığmayan tarafları
Konuğumuz Galma Akdeniz ile anneliğin konuşulmayan, karanlıkta bırakılan ve toplumsal kalıplara sığmayan taraflarını; sinema, edebiyat ve kişisel deneyimler üzerinden tartışarak “iyi anne” mitiyle bakım emeğinin görünmez yükünü mercek altına alıyoruz.
Kusurun Olanakları: Pişmanlık, Kaçan İlmekler ve Anlatının İmkânı
Bu programda Figen Alkaç ile kusuru anlatıyı açan bir eşik olarak düşündük. Pişmanlığın düzeltme arzusundan çok, geri döndürülemeyenle yan yana durma hâli olduğunu; kaçan ilmeklerin ise dantelin deseninden dışarı düşmediğini konuştuk. Eksilttiklerimizin, sustuklarımızın ve tamamlanmamışlıkların nasıl yeni düşünme alanları yarattığını birlikte tartıştık.
Fahim Bey’in Gidilmeyen Yolu
Konuklarımız Standford Üniversitesi öğretim üyesi Burcu Karahan ve Chicago Üniversitesi öğretim üyesi Melih Levi ile birlikte Abdülhak Şinasi Hisar’ın Fahim Bey ve Biz romanının İngilizceye uzanan tuhaf ve neredeyse kaybolmuş çeviri hikâyesini konuşuyoruz.
1940’ların başında Amerikalı akademisyen Eleanor Bisbee İstanbul’da ders verirken Türkçe edebiyatı İngilizceye kazandırmak için bir proje başlatıyor. Stanford’daki Hoover Arşivleri etrafında şekillenen bu girişimde Şerif Mardin ve Mithat Esmer de yer alıyor. Fahim Bey ve Biz için hazırlanan çeviri taslağı ise proje yarım kalınca onlarca yıl boyunca ortadan kayboluyor. Ta ki 2017’de Hoover arşivlerinde yeniden bulunana kadar.
Bir metnin bazen yarım kalmış taslaklarda, mektuplarda, arşiv raflarında ve gerçekleşmeyen ihtimallerde de yeşeren ikinci hayatını konuşurken bolca film önerisi de veriyoruz. Bu hikâye, tam da Gidilmeyen Yol’un sevdiği türden bir soru soruyor: Ya başka türlü olsaydı?
Yazı, İlişki ve Hafıza Üzerine
Neslihan Önderoğlu ile, son dönem filmlerinden yola çıkarak ilişkilerde güvenin, inancın ve suskunluğun nasıl kurulduğunu; yazının hafıza, kimlik ve rahatsızlıkla olan ilişkisini konuştuk. Büyük olaylardan çok küçük kaymaların belirleyici olduğu ilişkilerden, yazarlığın bugün kiminle konuştuğuna uzanan bir sohbet oldu.
Romanesk Kentler: Lale Vatan ile roman, kent, göç üzerine
Emine Sevgi Özdamar ve Tezer Özlü metinleri bedende ve bellekte süren bir yer değiştirme olarak düşünmeye imkân verir. Vatan ile Gidilmeyen yolları ve kentle kurulan anlatısal ilişkiyi konuştuk.
Düşüşler, Duraklar, Sapmalar: Merve Eryürük ile hayatın çakıllı yolları
Bu bölümde ilerleme ve başarı anlatılarını askıya alarak hayatın tökezlenen, duran ve yön değiştiren anlarına bakıyoruz. Merve Eryürük ile birlikte, yolun kenarında kalmış deneyimlerin ve seçilmeyen ihtimallerin izini sürüyoruz.
Giysiler ne anlatır?
Konuğumuz Seda Yılmaz ile moda ve feminist hafıza arasında nasıl bir ilişki var sorusunu yanıtlıyoruz.
🔹Sürdürülebilir moda hala mümkün mü?
🔹Görünürlük ekonomisi nedir?
Nesnellik Kimin Sesi?
Bu hafta, dünyaya yukarıdan bakan, her şeyi uzaktan ve “tarafsızmış” gibi açıklamaya çalışan bakışa itiraz ediyoruz. Ebru Nihan Celkan ile kim konuşuyor, nereden konuşuyor ve neyin konuşulmasına izin veriliyor, bunları sanat üzerinden tartışıyor; nesnel görünme iddiasına, bazı seslerin sistematik biçimde susturulmasına karşı çıkıyor, gücün, eşitsizliğin ve görünmezliğin nasıl kurulduğunu ele alıyoruz.
Ahmet Gürata ile intikam filmlerinin değişimi, öfkenin cinsiyeti ve temsilindeki kırılmalar
Konuğumuz Ahmet Gürata ile intikam filmlerinin değişimini, öfkenin cinsiyetini ve temsilindeki kırılmaları konuşuyoruz.
Eşiğin dili: Müge İplikçi ile Tereddüt, Sessizlik ve Yazı
Konuğumuz yazar Müge İplikçi ile “eşik”te yaşamanın edebî dilini konuşuyor; Gloria Anzaldúa’nın nepantla kavramı ve Trinh T. Minh-ha’nın “speaking nearby” yaklaşımı eşliğinde aradalık, tereddüt, sessizlik ve yazının etiği tartışıyor; İplikçi’nin öykülerinde kadın karakterlerin karar eşiğinde duruşu, büyümenin kırıcı yüzü, suskunluğun kurduğu üçüncü yer, “canon bana uysun” diyerek kanona pazarlık açan bir yazı politikası ele alıyor ve su, çatlak, mırıldanma gibi motifler üzerinden hafıza ve özgürlük deneyimini kişisel anlarla ve güncel üretimlerle bağlıyoruz.