Eksik Mecaz
Dr. Faustus romanı etrafında yaratıcılığın bedeli
Goethe’nin 70 yıla yayılan çalışması
Faust karakterinin dönüşümü
Edebiyat, sanat ve hayata dair dolaşıklıklar
Mary Shelley'nin Rüyası
Frankenstein romanını ve esere kaynaklık eden mitleri yazarı Mary Shelley'nin gördüğü rüyası üzerinden konuşmaya devam ediyor; Aydınlanma sonrasında ortaya çıkan yeni bilimsel keşiflerin vaat ettiği yaratıcılığın kışkırttığı kadim korkuların izlerini takip ediyoruz.
Galetea Erkek Olursa
Muhsin Bey filmini Pygmalionesk başkalaşımın tezahürleri üzerinden ele alırken, Muhsin Bey ve Ali Nazik ilişkisini 1980’ler Türkiye'sinin toplumsal altüst oluşları ve dönüşen İstanbul manzaraları ile beraber konuşuyoruz.
Hayvanat Mitingi
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Fatih Altuğ ile sohbetimizin üçüncü bölümünde 1908'i takiben Osmanlı dünyasındaki özgürlük ve çoğulculuk rüzgarlarının insan dışı hayvanlara uzanan etkisini Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 'Hayvanat Mitingi' başlıklı metni etrafında konuşuyoruz.
Hayvan hakları ve özgürlüklerini odağa alan bu ilginç metin ile hemen hemen aynı yıllarda yazılmış bir gazete yazısı da madalyonun öteki yüzünü gösteriyor. 1910'daki Hayırsızada hayvan katliamına giden süreci, adadaki şiddetin işaretlerini sergileyen Karabatak imzalı "İstanbul'un Çar-pa Menfileri [dört ayaklı sürgünleri] Hayırsızada'da" başlıklı bu yazı ve benzerleri dönemin hayvana yönelik şiddete, katliamlara dair ikircikli tepkilerini ortaya koyuyor.
Çatıdaki Deli Kadın
Canavar/cadı kadın temsillerinin kök figürü Lilith'i Alberto Manguel'in yorumuyla konuşmaya devam ediyoruz.
Lilith'in yılanla özdeşliğini eğretileyen iki 19.yüzyıl sonu şairinin, Tevfik Fikret ve Baudalaire'in yılan dansı yapan kadınlarından Halit Ziya Uşaklıgil'in erkeklerden canavarca intikam alan talihsiz kadın karakterlerine geçiyor ve nihayet Charlotte Bronte'nin Jane Eyre romanıyla canavarlığa savrulan kadın temsillerinin kurucu figürü sayılmış 'çatıdaki deli kadın'ı 'Mad Woman in the Attic' (Gilbert ve Gubar) metni ile birlikte tartışıyoruz.
Yalnızlar İçin
Kazuo Ishiguro'nun Klara ve Güneş romanında insanın ve insandışının biricik olmaktan yapayalnız olmaya uzanan serüvenini tartışırken, ilişkiler ağından yoksun insanın yalnızlığını Her filmi ve Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet romanından örneklerle ele alıyoruz.
Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor
Romanın mekanı olarak kenti, 19. yüzyılın yükselen modern şehrini Marshall Berman'ın 1981 tarihli Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor kitabı üzerinden konuşuyor; Berman'ın 19. yüzyıl modernliğinin önde gelen ismi "ilk modernist"i Baudelaire etrafında biçimlendirdiği modern ortam ve modern insan ilişkisini ele alıyoruz.
Neden canavarlar yaratıyoruz?
Doğanın sırlarını ele geçirmeye çalışan Faustiyen bir karakter olarak Dr. Frankenstein’ı konuşuyoruz. Mary Shelley’nin tanrıları kızdıran Prometheus’un modern bir versiyonu olarak tarif ettiği Frankenstein’ın can verdiği yaratık üzerinden o kadim soruyu soruyoruz: “Neden canavarlar yaratıyoruz?”
Burası Apaçık Radyo!
Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğretim üyesi dostumuz Olcay Akyıldız ile Şükran Yiğit'in Burası Radyo Şarampol adlı romanından hareketle radyonun hayatımızdaki yerini konuşuyoruz.
Dolanan Kökler Saplar Bitkiler
Konuğumuz Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Fatih Altuğ ile sohbetimizin dördüncü bölümünde edebiyatta insan dışı varlıkların temsili üzerine tartışmaya devam ediyoruz. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde kökler, toprak ve bitkiler üzerine geliştirdiği metaforları ele alırken, organizmacı ve kök-merkezli düşünceyle yerinden edilme ve merkezsizlik arasındaki gerilimi inceleniyoruz. Ardından da Latife Tekin’in özellikle Ormanda Ölüm Yokmuş romanı üzerinden, doğayla iç içe geçmiş insan dışı varlıkların rolünü değerlendiriyoruz.
Sarı Duvar Kağıdı
Charlotte Perkins Gilman’ın gotik başyapıtı “Sarı Duvar Kâğıdı” öyküsünü konuşuyoruz. Doğum sonrası depresyonu yaşayan bir kadının sözde iyileşmek üzere kapatıldığı odada sarı duvar kâğıdının desenlerinde görünür olan zihinsel çözülüşünü ve eril tıbbi otoriteye karşı içsel direnişini “Çatıdaki Deli Kadın” kavramsallaştırması etrafında ele alırken feminist edebiyatın çift sesli anlatı özelliklerinin izini sürüyoruz.
"İçinizde Başkalarına Yer Açın"
Murat Gülsoy'un Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet romanını konuşmaya devam ediyor; romanın ana teması olarak ölmüş kişilerin zihnini kendi içine almanın ne demek olduğunu, kendi içinde başkasına yer açmak, başkasının deneyimini hissedebilmekle, başkasının etkisine girmekten başkası tarafından ele geçirilmeye doğru giden salınımı tartışıyoruz. Metazori bir içine alma biçimi olarak musallat olunmayı, ele geçirilmeyi odağa alan korku türüne selam vermeyi de ihmal etmiyoruz.