Aşırılıklar Gezegeni
Kararan Gökkubbe 3
“Hava kirliliği ve onun topraktaki ve sudaki izleri, kimyasal ve biyolojik bir çeşit savaştır.” Ralph Nader
Kararan Gökkubbe 2
“Birkaç on yıl içinde çevre, doğal kaynaklar ve çatışmalar arasındaki ilişkiyi, bugün insan hakları, demokrasi ve barış arasındaki bağlantıyı gördüğümüz kadar açık seçik göreceğiz.” Wangari Maathai
Kararan Gökkubbe 1
Hava kirliliği ve kirleticilerin hiçbir bedel ödemeden atmosfere boca ettiği sera gazları, ekonomi lugatinde “dışsallık” diye tanımlanıyor. İşin aslı şu ki, eninde sonunda hepimiz, kısalan ömürler, artan sağlık harcamaları ve bozulan iklim yüzünden hızla artan ekolojik ve sosyal maliyetler aracılığıyla bu bedeli ödüyoruz. İnsan bugüne kadar gökyüzüne hep merak ve hayranlıkla bir mucize hissiyle baktı. Fosil yakıtlara dayalı enerji üretimimiz ve ekonomimizle kirleterek bizatihi atmosferin kimyasını bozduğumuz gezegende gelecek kuşaklar gökyüzüne umutla mı korkuyla mı bakacaklar?
Pis Su 7
“Sadece her doğal alanın sınırlı bir taşıma kapasitesi olduğunu değil, aynı zamanda bu kapasitenin gittikçe daraldığını ve üzerindeki talebin de gitgide büyüdüğünü kavramalıyız artık. Bu kavrayış, zihniyetimizin ayrılmaz bir parçası oluncaya ve ulusal ve uluslararası politikalarımızı oluşturmada güçlü, belirli bir etki yaratıncaya kadar sonumuzun nereye varacağını görmemiz zayıf bir ihtimal.” William Vogt
Pis Su 6
“Biologlar yeşil alg popülasyonundaki patlamayı açıklamakta yetersiz kalsalar da bilim insanları bunun artan kirlilikle ve artan deniz yosunu çiftlikleri ile bağlantılı olduğunu düşünüyorlar. Böyle yeşil alg istilaları dünyanın her yerinde görülüyor, Sarı Deniz’deki her yıl milyonlarca tonu bulan biyokütle patlamasıysa ise bunların en büyüğü sayılıyor.” Andrew Jacob
Pis Su 5
“Geleneksel olarak, yalnızca insanların diğer insanlara yaptığı şeyleri günah sayarız; ama Tanrı’nın yarattığı biyolojik çeşitliliğini yıkmak, iklim değişikliğine katkıda bulunarak dünyanın ekolojik dengesini bozmak, doğal ormanlarını ve sulak alanlarını yok ederek onu çırılçıplak bırakmak, havasını, suyunu, toprağını kirletmek, bunların hepsi de insan için günahtır.” Rum Ortodoks Kilisesi’nin Başı Ekümenik Patrik Bartholomeos
Pis Su 4
“Alberta’yı Kuzey’in Nijerya’sı gibi düşünebiliriz.... (Tabii yine de Alberta’da çok daha fazla beyaz insan yaşıyor ve Kanada ordusu petrolünü korumak için henüz kimseyi öldürmedi.) Her iki bölgenin de ekonomisi gittikçe daha fazla petrolün hükmü altına girdi. 2009 yılında Nijerya günde 2.1 milyon varil, Kanada ise 1.9 milyon varil petrol ihraç ediyordu. Çevre koruma açısından petrol endüstrisine getirilen kısıtlamalar hem Nijerya’da hem Alberta’da çok gevşek ve her iki yerde de yerli halk, Nijerya’da özellikle Ogoni, Alberta’da da Cree halkı petrol endüstrisine karşı canlı başla mücadele ediyorlar.” Winona LaDuke, Martin Curry
Pis Su 3
“Bu gezegende sihir diye bir şey varsa eğer o da suyun içinde gizli.” Loren Eisley
Pis Su 2
“İyi su, iyi hayat demek, kötü su kötü hayat. Su yoksa hayat da yok.” Sir Peter Blake
Pis Su 1
Su hayattır. Onsuz mahvoluruz. Temiz su ve sağlıklı denizler insanlığın geleceği için elzemdir, ancak endüstriyel büyüme ekonomisi çok büyük miktarda suyu hovardaca kirletiyor ve boca edilen atıklarla okyanusları çöplüğe dönüştürüp, bu denizlerdeki yaşamı tehdit ediyor. Bu eziyet belki de kısmen o çok eski mitostan, denizlerin sonsuz olduğu, bolluk ve bereketinin insanın yapıp ettiklerinden muaf olduğu fikrinden kaynaklanıyor. Bu, sayıca pek az olduğumuz ve aletlerimizin de basit olduğu zamanlar için doğru da olabilir; ama aşırı kalabalık olduğumuz ve okyanusların endüstriyel balıkçılığın ulaşamadığı bir parçasının dahi kalmadığı günümüzde doğru değil. Kibirli, gururu şişkin insanın tatlı su kaynakları üzerinde gittikçe artan baskısı doğaya gittikçe daha az yer bırakıyor ve milyarlarca insanı su kıtlığı riskiyle karşı karşıya bırakıyor.
Enerji Afeti 8
“Nükleere ‘dönüş’ hakkındaki büyük soru sadece böyle bir aymazlığın bedelini kimin ödeyeceği değil, neden bu saçmalığa gerek olduğu. Neden piyası bozup dönüştürelim, bu hatalı alışverişi, zar zor sahip olunan kaynakları kazanandansa kaybedene –çok daha yavaş, maliyetli, zahmetli, riskli bir ara ürüne- aktaran hakkaniyetsiz seçimleri sürdürelim ve sebep olduğu onca problem için neden bu kadar yüksek bir bedel ödeyelim?” Amory Lovins
Enerji Afeti 7
“Enerji konusunda, büyüme odaklı sistemin doğasındaki tutarsızlık ve çelişkilerin artık yok sayılamayacağı boyuta geldiği bir kriz aşamasındayız, ertelenen bedelleri ödeme vakti geldi çattı. Asıl sorun sadece yanlış enerji kaynaklarını kullanmamız değil –ki öyle yapıyoruz- ya da ziyankâr, tahripkâr ve beceriksiz oluşumuz da değil –ki aslında öyleyiz-, asıl problem fazlasıyla güçlü oluşumuz ve doğayı ezip sömürmemiz.” Richard Heinberg
Enerji Afeti 6
“Tüm ekolojik problemlerimiz, sahip olduğumuz teknolojilerin beklenmedik ve zarar verici sonuçlarıdır. Teknolojinin daha önce yarattığı sorunları çözerken mucizevi bir şekilde yeni ve beklenmedik sonuçlara yol açmayacağına inanmamız için bir neden yok.” Jared Diamond
Enerji Afeti 5
“Vahşi nehirleri devasa barajlar aracılığıyla yok etmek, insanlığın enerji ihtiyacına bulduğu yanlış çözümlerin en açık seçik olanlarından biri. Modernite bu ihtiyacı gereksiz derecede abartıyor; elektrik üretimi de genellikle çok ciddi bir olumsuz ekolojik etki yaratıyor ve bu enerjinin nasıl fuzuli ve manasız biçimde kullanıldığıysa hayret verici. İnsanlık tarihindeki bu noktada gerçekten ölüm kalım meselelerine kör ve sağır kalma yetimiz en önemli özelliklerimizdwn biri haline gelmiş durumda. ” Juan Pablo Orego
Enerji Afeti 4
"Ekolojik kriz iki gövdesi olan bir ağaç gibi düşünülebilir. Gövdelerden biri, atmosferde birikerek ısıyı hapseden gazlar aracılığıyla dünyaya yaptıklarımızı temsil ediyor; onu izleyerek kuraklıklarla, sellerle, asitlenen okyanuslarla, yok olan mercanlarla ve tükenip giden canlı türleriyle karşılaşıyoruz. Diğer gövde ise, toksik kirleticilerle gezegenimizin kimyasını bozarak kendimize ve diğer canlılara yaptıklarımızı temsil ediyor. Her iki gövdenin de kokünde fosil yakıtlara olan ekonomik bağımlılığımız var; esas olarak kömüre (bitkisel fosiller) ve petrole (hayvansal fosiller) bağımlyız." Sandra Steingraber
Enerji Afeti 3
“Güneybatı Virginia’da düpedüz savaş alanında yaşıyoruz. Dağları havaya uçurmak için günde üç buçuk milyon pound, yani 1500 tondan fazla, patlayıcı kullanılıyor, her gün... Toplumumuzu, evlerimizi dinamitliyor, bizi zehirliyor, yıldırmaya çalışıyor. Yoksulluğu o kadar önemsemiyorum, ama dinamitlenmiş ve zehirlenmiş olmayı önemsiyorum. Ölü bir gezegende hiç kimse için iş yok.” Juddy Bonds
Enerji Afeti 2
“Dünyanın kömür rezervi enerji meselesini daha da içinden çıkılmaz hale getiriyor, çünkü bize sahte bir güven duygusu veriyor; ‘eğer doğal gaz ve petrol biterse hemen kömüre geçeriz; temiz kömürün yolunu bulursak, ucuz ve bol bir enerji kaynağımız olur,’ diye bakıyoruz. Gerçekte ise, karşı karşıya olduğumuz çifte bela; tükenmekte olan petrol ve gittikçe yaklaşan küresel iklim değişikliği bizi modern yaşamımızı yeniden şekillendirmeye zorlayacak. Daimi kömür bağımlılığımızın en korkunç yanı akciğerlerimize, dağlarımıza ve hatta iklimimize yaptıkları değil, zihnimize yaptığı şey; düşünce şeklimizi değiştirmemize ihtiyaç olmadığı yanılsamasını sürdürmemize neden oluyor.” Jeff Godell
Enerji Afeti 1
Modern tekno-endüstri toplumu, -esas olarak fosil yakıtlardan sağlanan, ucuz ve kesintisiz, her an kullanıma hazır muazzam bir güçle- yani enerjiyle çalışır. 1800’lerde, Endüstri Devrimi’nin henüz başlarındayken dünyada insan nüfusu kabaca 1 milyar kadardı. Bu sayıya ulaşabilmek, bir tür olarak başlangıçtan itibaren tüm ömrümüzü almıştı. Sadece sonraki iki yüzyıl içindeyse, sayımız 7 mislinden fazla, kişi başına enerji tüketimimiz de 30 katı arttı. Belli ki bir tür olarak, nüfusumuzun artışını ve ekonomik büyümeyi sağlayacak enerji kaynaklarını kullanmak konusunda müthiş bir zekâya sahibiz. Ama bunun maliyeti nedir? Enerji sektörü, dünyada tarım dışında, herhangi bir faaliyetten çok daha büyük bir alanı kullanıyor ve etkiliyor. Öyle görünüyor ki, bu uğurda yapamayacağımız hiçbir şey yok, hiçbir toprak parçası enerji üretimi için sömürülemeyecek kadar kıymetli değil. Bir yandan bütün dünyada toprak parçaları daha fazla enerji ve yakıt için çılgınca bir telaşla harap edilirken, gezegende milyarlarca insan hâlâ daha sağlıklı bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için kullanabileceği bu enerji kaynaklarına erişemiyor.
Yitik Yaban 12
“Dünyayı paylaştığımız 250 bin tür bitkinin dörtte üçü üremek için yaban polen taşıyıcılara ihtiyaç duyuyor. Nerede yaşıyorsanız yaşayın, etrafınıza baktığınızda gördüğünüz hayat, bu polen taşıyıcıların mühendisliğinde gelişen bir hayattır. Sonra etrafınıza şöyle bir daha bakın ve ıstırapı çekmekte olan dünyayı görün. Bal arıları bu yaban polen taşıyıcıların tarımımıza katkı sağlama görevini üstlenmiş olabilirler ama geri kalan 249 bin 900 tür bitkinin çiçek açmasını sağlamak için ellerinden gelen pek bir şey yok onların da. Bu yerli böceklerin görevi. Henüz ilk baktığınızda göremediğiniz bir tehlike mevcut, o da bu böcek türlerinin neslinin de üç büyük tehlikenin kıskacında olduğu; habitat kaybı, tarım ilaçlarından kaynaklanan zehirlenme ve egzotik, dışarıdan gelen türler.” Rowan Jacobsen
Yitik Yaban 11
“Belki küresel ısınmaya uyum sağlayabiliriz, hatta belki karadaki canlıların kitlesel olarak yok olmasına rağmen hayatta kalmayı da becerebiliriz. Ama benim ekolojik bir gerçek olarak bildiğim bir şey var; o da okyanusları öldürürsek bizim de öleceğimiz.” Kaptan Paul Watson
Yitik Yaban 10
Elbette ki insanların kaderi ile hayvanların kaderi aynıdır. İkisini de aynı son bekliyor: Biri nasıl ölüyorsa, öteki de öyle ölüyor. Hepsi aynı soluğu taşıyor. Kitab-ı Mukaddes, Vaiz 13:9
Yitik Yaban 9
“Hayvanlara dair anlayışımızda başka türlü, daha bilgece ve belki daha mistik kavramlara ihtiyacımız var… Hayvanlar kardeşlerimiz ya da bizim emrimize amade canlılar değiller; onlar başka bir ulustur, zaman ve hayat anının içinde bizimle beraber var olan canlılardır sadece. Dünyanın saltanatının ve ezasının mahpuslarıdır onlar da, yani bizim hapishane yoldaşlarımızdır.” Henry Beston
Yitik Yaban 8
“İnsanın hayvanlarla, çiçeklerle, yaratılmış diğer canlılarla ilişkilerinde şimdilik çok da algılanmayan ama eninde sonunda aydınlığa kavuşacak olan müthiş bir etik ahlak vardır; bu ahlak insan ahlakını belirleyecek ve tamamlayıcısı olacaktır.” Victor Hugo
Yitik Yaban 7
"Doğada artık 3500’den daha az kaplan (Panthera tigris) yaşıyor, tarih boyunca var olan nüfuslarından yüzde yedi azlar artık… Kaplanlarla beraber bu gezegenin en sevilen hayvanlardan birinin yavaş yavaş yok oluşuna tanık oluyoruz, bir seferde tüm bir nüfus yok oluyor." Elizabeth L. Bennett