Tasarım
Bu programın hikayesi bir bereket sembolüne, birçok kültürde “yaşamın özü” olarak kabul gören bir bitkiye ait. Uzak Doğu’da koskoca bir kültürü biçimlendiren küçük beyaz taneciklerden konuşacağız. Konumuz, Pirinç... Dinsel inançlara, yaratılış mitlerine, toplumsal ilişkilere, sanata, hayallere kısacası insanla ilgili her şeye yön veren bir bitki, bir tahıl…
Keşiflerin altın çağına, 18. yüzyıla doğru uzanıp, doğa bilimcilerine ilham kaynağı olan merak kabinlerinden; koleksiyonundaki türlerin rengarenk çizimleriyle dolu Thesaurus kitabıyla ünü ülkesinin sınırlarını aşmış Amsterdamlı eczacı Albertus Seba’dan (1665–1736) konuşuyoruz.
4. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında araştırmaları sergilenen Muğlak Standartlar Enstitüsü canlı yayın konuğumuz.
PLD Türkiye ve Ağustos Teknoloji'den Emre Güneş konuğumuz, şehir siluetinde aydınlatma tasarımının önemini konuşuyoruz.
Yağmur Yıldırım ilk haftasında 4. İstanbul Tasarım Bienali izlenimlerini aktarıyor.
Ortaçağ’dan Rönesans’a uzanan bir zaman diliminde dinsel sembolizmden hümanizme uzanan bahçecilik anlayışından, çiçeklerin o bahçede varoluş anlamlarından konuşuyoruz.
Kimi işleri Shirley Sherwood koleksiyonuna giren Işık Güner dünyada sadece iki kişiye verilmiş olan Mary Mendum ödülünün de sahibi. Bize olağanüstü bitki resimlerinin arkasındaki iz sürme hikayelerini, yakında yayımlanacak olan yeni kitap çalışmasını, bilimsellik ve sanat arasında, bitki ressamlığının inceliklerini anlatıyor.
Mabet ağacı, botanik adıyla Ginkgo biloba bugün yaşayan hiçbir yakın türü ya da benzeri olmayan, tümüyle kendine özgü bir ağaç… Botanikçiler bu ağacı, Plantea yani bitkiler alemi içinde Ginkgophyta dedikleri ayrı bir bölüm içinde değerlendiriyorlar. Bu bölümün içindeki sadece tek bir cinsten, yani Ginkgo’dan, tek tür olarak Ginkgo biloba bugüne kadar gelebilmiş.
Joseph Hooker’ın 70 yılı aşan upuzun kariyerinin önemli bölümü bitkileri biriktirmekle, sınıflandırmakla geçti; yeni türler keşfetti ve dünyanın farklı köşelerinde önemli floralar üzerine çalıştı. Akademik kariyeri çağdaşı birçok Viktoryen bilim insanı ile benzer bir süreci izliyor. Varını yoğunu satıp çıkılan tehlikeli yolculuklar, yıllar yılı zorlu coğrafyalarda yapılan araştırmalar, çizimler, gözlemler, atlatılan hastalıklar… Ve sonra tüm bu birikimleri bilimsel bir temele oturtma çabası.
Botanik bahçeleri, ülke florasındaki bitkilerin sergilendiği bir açık hava müzesi olmaktan öte, çevre baskısını artarak hissettiğimiz bu dünyada, sunduğu bilimsel araştırma olanaklarıyla doğanın ve insanoğlunun geleceği açısından da son derece önemli mekanlar. Peki, botanik bahçesi nedir; diğer bahçe türlerinden hangi özellikleriyle ayrılıyorlar? İlk botanik bahçeleri hangi tarihe uzanıyor, ne amaçla kurulmuş? Program konuğumuz Düzce Ün. Orman Fak. Orman Botaniği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmi Aksoy sohbetimizde, bu soruları yanıtlarken bizim bahçe geleneğimizin köklerinden de söz ediyor...