Apaçık Radyo

Ceyhan Usanmaz

Hikâyenin düğümü elbette çocukların söz aldığı bölümde çözülüyor, gerçi, düğümün nasıl atıldığı da önemli.

Portatif Edebiyatın Kısaltılmış Tarihi’nde “taşınabilir edebiyat” düşkünlerinin tarihçesini okuyoruz.

Barış Müstecaplıoğlu’nun ismini ilk olarak, 2002’de yayımlanan “Korkak ve Canavar” romanıyla duymuştuk. Okurlarını bambaşka diyarlara davet eden bu romanıyla Barış Müstecaplıoğlu’nun kendisi de, Türkçe edebiyatta pek sık adım atılmamış bir diyara girmiş oluyordu. “Korkak ve Canavar,” Türkçe edebiyatta ilk fantastik kurgu serisi kabul edilen “Perg Efsaneleri”nin ilk kitabıydı.

Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nı ilk okuduğumuzda, eminim hepimiz, çikolata fabrikasına giriş imkanı veren “altın bilet”ten bir tane de bizim payımıza düşseydi keşke diye düşünmüşüzdür. Bir çikolata ırmağına ya da bir vanilyalı şekerleme dağına, ceviz odasına kayıtsız kalmak pek mümkün değil ne de olsa!

Werner Herzog, 23 Kasım’da başlayıp 14 Aralık 1974’te sona eren üç haftalık kış yürüyüşü boyunca notlar tutar. Aslında yayımlamak gibi bir düşüncesi yoktur, ama dört yıl sonra küçük not defterini eline yeniden alınca beklenmedik bir hisse kapılır ve bu metni tanımadığı kişilere gösterme arzusu, yabancı gözlere kapıyı ardına kadar açmanın dehşetine ve çekinliğine baskın gelir.

Genellikle caz müziği söz konusu olduğunda karşımıza çıkan jam-session tabirini, bu yazının da çıkış noktası yaparak şöyle devam edebilirim sanırım; Kurbağalara İnanıyorum kitabını okumak, özel bir caz trio’sunu dinlemek gibi...

Patricia Highsmith’in yarattığı, edebiyat tarihinin unutulmaz antikahramanı Ripley, biri Türkçeye ilk kez çevrilen beş kitabıyla birlikte Can Yayınları’nda… Patricia Highsmith’in bütün dünyada tanınan ve beğenilen ünlü “Ripley” dizisi, Ripley ve Peşindeki Çocuk’un da çevrilmesiyle ilk defa bir bütün olarak Türkçede yayımlanmış oldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin farklı kentlerinde geçen ve her biri sezonlar boyunca devam eden CSI dizileri (CSI: New York, CSI: Miami gibi), bir dönem bizleri hayli “oyalamıştı.” Söz konusu dizilerde her ne kadar çoğu zaman gerçeklere de dayanan ve yüksek tempolu hikâyeler anlatılmışsa da, bir süre sonra kaçınılmaz olarak kaybolup gittiler... Ancak geriye dönüp baktığımızda, polisiye türün takipçilerine yeni bilgiler, ayrıntılar, araştırma yöntemleri hakkında farklı bir bakış açısı kazandırdıklarını da inkâr edemeyiz.

“Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam; insan o kadar etkileniyor ki.” Elimdeki kitabın henüz epigraf sayfasındayım ve Oscar Wilde’ın bu cümlesi karşıladı beni. Üstelik elimdeki kitabı, tam da hakkında bir yazı yazmak (eleştirisini yapmak) üzere okumaya başlamıştım.

  -        -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki
...