Ceyhan Usanmaz
'Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nün yanı sıra Tanpınar'ın 'Mahur Beste', 'Sahnenin Dışındakiler' ve 'Huzur' romanlarına da benzer bir bakış açısıyla yaklaşan Seval Şahin, metinlerde dönüp dolaşıp karşısına çıkan üç kelimeden bahsediyor: talih, tesadüf ve irade.
Hatırlanacaktır, Nobel’in 2016 yılı ödülü de hayli hareketli günler yaşanmasına sebep olmuştu. Şu an bulunduğumuz noktadan bakınca ise 'masum' olarak nitelendirilebilecek tartışmaların merkezinde Bob Dylan yer alıyordu.
Her bir öykünün 'tema'sı, ilk cümlelerinde verilmiş; bize kalan, Başkomser Nevzat'ın işin içinden nasıl çıkacağı...
Chabouté'nin bu çizgi romanında, daha doğrusu grafik romanında, daha çok çizgiler konuşuyor. Diyalog yok denecek kadar az, kimi zaman birkaç sayfa boyunca yalnızca denizin, martıların, küçük bir kayalık üstünde yükselen o deniz fenerinin görüntüsü geçiyor gözlerimizin önünden
Kitapla ilgili yapılan tanıtımlarda Yılmaz Şener'in, "matematiği hasıraltı etmemiş yazarlardan" olduğuna özellikle dikkat çekilmiş.
Bir taraftan Atwood'un bu yeni romanının dünya çapındaki etkilerini bir süre daha hissedeceğiz gibi görünürken; bir taraftan da Türkçede, Doğan Kitap, yazarın külliyatını tamamlamaya doğru hızlı adımlarla ilerliyor.
'Klasik Korku Öyküleri' derlemesiyle de, klasik korku öyküsünün ‘edebiyat’ hüviyeti kazanmasında pay sahibi olan karanlık metinler bir araya getirilmiş.
Behçet Çelik, her yeni romanıyla o 'tek büyük roman'ını yazıyor aslında. Bir eleştiri değil bu; bazı romanlar hiç bitmesin isteriz çünkü. Bir evrene benzetmek daha doğru olur belki.
Söyleşiler ortak bir soru listesi üzerinden ilerliyor gibi görünüyor ama elbette her bir müzisyen için 'öznel' farklılıklar da mevcut...
Bir yıldır hiç kullanmadıysanız, elden çıkarın. Sırf süs olsun diye tutuyorsanız, atın gitsin. Evimiz müze değildir, koleksiyona gerek yok. Görüntü kirliliği yaratan her şeyi elden çıkarın. Eşyaları elden çıkarmak sizi daha az şeye sahip yapar ama sizi asla bir insan olarak daha az kılmaz. Düşünme, at!