Apaçık Radyo

Benan Kapucu

Gökkuşağından tülüyle, yeri ve göğü birleştiren kanatlı bir tanrıçayı anımsatıyor: Iris ya da diğer adıyla Süsen. 

Kimi seyahatnameler o gezginlerin dolaştığı coğrafyaların flora ve faunasına dair çokça bilgi verdiği için doğa tarihi açısından birer hazine değerinde... 16. yüzyıldan sonra Osmanlı topraklarına gelen birçok gezgin var; Anadolu florası ve faunasıyla ilgili ilk bilgilerimizi de bu ilk araştırmacıların, yurtlarına döner dönmez kaleme aldıkları seyahatnamelerden elde etmişiz. 

Louvre müzesinin koridorlarında dolaşıyor; müzede sergilenen kimi eserlerdeki çiçeklerin hikayelerinin izini sürüyoruz. Rehberimiz, müzenin yayımladığı Michel Lis ve Beatrice Vingtrinier’in kaleminden çıkmış, “Flowers in the Louvre” kitabı. 

Doğu kültüründe masumiyetin sembolü, "ağlayan gelin" de dediğimiz, nadir çiçeklerimizden ters lalelerin hikayesini anlatıyoruz…

Kuzey Amerika flora ve faunasını resimleyen ilk doğa bilimci Mark Catesby’nin hayatını ve eserlerini mercek altına alıyoruz.

İnsanlık tarihine eşlik eden en önemli ağaçlardan biri… Kavak ağaçlarını da içine alan söğütgiller (Salicaceae) ailesine ait söğüt ağacının bilimsel cins adı Salix. 

Göz alıcı çiçekleriyle büyüleyici ama bir türü var ki- birlikte yaşadığı bitki topluluklarına soluk aldırmayan hırçın bir istilacı… Ormangülleri bunlar; bilimsel cins adları Rhododendron. Çok fazla türü var o yüzden taksonomi konusunda botanikçilerin işini hayli zorlaştıran bir bitki… Henüz keşfedilmemiş olanları da olduğunu düşünürsek, bitki dünyasının belki de en kalabalık cinsi…

Geçen hafta Cizvit papazların Çin’den Avrupa topraklarına taşıdığı bitkilerden bahsetmiştim; bugün yine Çin’de dolaşmaya devam edip onların çiçek kültürüne derinliğine bakıp daha sonra en çok öne çıkan “dört beyefendi çiçek”, bambu, orkide, erik çiçeği ve krizantemden konuşalım…

Cizvit misyonerlerin, “çiçekli ülke” Çin’den toplayıp Avrupa bahçelerine taşıdığı bitkilerden konuşacağız. Ve tabii o bitkilerin resimlendiği kitaplardan da…  Binlerce yıl boyunca Batılılara karşı “gizemini koruyan” bu geniş toprakların, Afyon savaşlarının kaybetmesinden sonra, müttefiklere vermek zorunda kaldığı imtiyazlarla yarı sömürgeye dönüştüğü bir dönemi kapsıyor bu hikâye.

Emily Dickinson’un çocukluk yıllarında beri oluşturduğu herbaryumu, bilim ve şiirin buluştuğu nadir eserlerden biri sayılıyor. Botanikle erken yaşta tanışmış; yaşamı boyunca bahçecilik -bahçıvanlık bilgisini geliştirmekle uğraşmış ve bu, ömür boyu süren ve şiirle iç içe geçen bir bağlılığa dönüşmüş.

  -        -     
Canlı Yayın
Şimdiki
Sıradaki
Sıradaki
Sıradaki
...