Didik Didik Freud
Didik Didik Freud, yeniden!
Mario Levi ile diasporada yaşamak üzerine
Dil Sürçmeleri, Batıl İnançlar ve Günlük Yaşamın Psikolopatolojisi
12 Temmuz 2004 tarihli programda Freud, günlük yaşamdaki dil sürçmeleri, unutmalar ve batıl inançlar üzerine düşünüyor, Tanrı ile hesaplaşmasını sürdürüyor, saplantı nörozlarındaki ritüeller ile dinî ritüeller arasındaki benzerliği ortaya koyuyor ve elbette bunun ciddi sonuçları oluyor.
Freud Hasta, Avrupa Nazi İşgali Altında
16 Ağustos 2004 tarihli programda Freud'un üst çene kemiğinde kanser olduğu anlaşılıyor, çok ağrı çeken Freud acıların yaşanması gerektiğini söylüyor, sağlığı giderek bozuluyor. Almanya'da Naziler iktidara geliyor, Berlin'de Freud'un kitapları yakılıyor, faşizm hızla Viyana'ya yaklaşıyor.
Londra'ya Göç
23 Ağustos 2004 tarihli programda Freud 82 yaşında Nazi işgali altındaki Viyana'dan Londra'ya göç etmek zorunda kalıyor ve Londra'da büyük tezahüratla karşılanıyor. Virginia Woolf ile tanışıyor ve onu çok etkiliyor. Kutsal kitaplardaki Musa yerine Michelangelo'nun Musa'sını tercih ediyor ve onun üzerine bir makale yazıyor.
Freud'un Okul Yılları
"Bundan Sonrası Büyük Sessizlik"
6 Eylül 2004 tarihli programda Serol Teber ve Şenol Ayla, Freud'un çenesindeki tümör ilerlerken Nazilerin İngiltere bombardımanını ve felaketleri önceden görüp pek çok eleştiri almak uğruna dillendiren Laokoon ve Kassandra gibi çağın felaketine tanıklık eden Freud'un son günlerini konuşuyorlar. Freud, Balzac'ın Tılsımlı Deri romanını okuduğu son günlerinde, özel doktoru Max Schur'dan, kendisine yıllar önce verdiği sözü tutmasını istiyor.
Totem ve Tabu
Musa ve Tektanrıcılık
30 Ağustos 2004 tarihli programda Freud, Antik Mısır'da tektanrıcılığa geçişin öyküsünden yola çıkarak insanları çok tanrıcılıktan tektanrıcılığa doğru getiren Aydınlanmacı kişilik olarak Musa üzerine çalışıyor. Ahlak uğruna yapılan ahlaksızlıklar, vicdan uğruna yapılan vicdansızlıklar ve insanın otoriter baba karşısında ödediği beden Freud'un tezinin temelini oluşturuyor.
Babalar ve Oğullar
2 Ağustos 2004 tarihli programda Freud'a göre edebiyat dünyasının üç baş yapıtı olan Kral Oidipus, Hamlet ve Karamazov Kardeşler'de ortak nokta olarak babayı öldürmek, Freud'dan çok etkilenen Kafka'nın "Yargı" öyküsündeki baba-oğul ilişkisi, babaları öldürülünce oğulların özgür kalmaları, Freud'un şeytan, büyü gibi bilimsel olmayan şeylere ilgisi üzerine konuşuluyor.
Aşiyan'daki Kâhin: Tevfik Fikret
13 Eylül 2004 tarihli Didik Didik Freud programında, Serol Teber ve Şenol Ayla, Tevfik Fikret üzerine konuşmaya başlıyor; Tevfik Fikret ile Freud'un melankolik dünyalarının, yaşamlarının paralelliği üzerinde duruyorlar. Tevfik Fikret'in ölümünden başlanarak geriye doğru gidiliyor. Fikret, büyük acılar çektiği hastalıklarından sonra yüzünde trajik, ironik bir gülümsemeyle hayata veda ediyor.
Freud'un Üç Büyük Yapıtı
9 Ağustos 2004 tarihli programda Freud, bir Yanılsamanın Geleceği, Kültürdeki Huzursuzluk ve Kitle Psikolojisi kitapları ile Musa ve Tekranrıcılık'a giden yolda ilerliyor; Kitle Psikolojisi, Hitler'in gelişini haber veriyor, Freud Mısır tarihine eğiliyor ve sağlığı giderek kötüleşiyor.
Öfkeli Yalnızlık
20 Eylül 2004 tarihli programda Tevfik Fikret ve Freud'un paralellikleri, melankolik dünyaları, kendilerini analiz etmeleri, toplumsal eleştirileri ele alınıyor."Monad" kavramı, Tevfik Fikret'in yalnızlık tercihi, toplumdaki bütün titreşimleri fark etmesi, kavgacı tavrı, oğlu Halûk'la ilişkisi Freud'un ışığı altında tartışılıyor.
Girizgâh: Neden Freud?
Serol Teber ve Şenol Ayla, Didik Didik Freud'un 3 Mayıs 2004 tarihinde yayınlanan ilk bölümünde programın yola çıkış öyküsünü ve "bilimsel bir peri masalı" kavramı üzerinden Freud'un yaşamöyküsünü ve yapıtlarını konuşuyorlar. Freud'un anne ve babasının evliliklerini, ailenin pek konuşulmayan iç yapısını, Freud'un anneyle ilişkisini, Freiberg günleri sonrasında Viyana'ya göç edişlerini ve Yahudi düşmanlığının ilk belirtilerini didikliyorlar.
Kendi Gökyüzümde, Kendi Kanatlarımda, Kendim Uçarım
27 Eylül 2004 tarihli programda Tevfik Fikret'in melankolisi ve sanatçıların melankolik hâlinden yola çıkılarak Albrecht Dürer'in ünlü Melankoli gravürüne değiniliyor. Tevfik Fikret, Aşiyan'daki evine kapanıyor, dünyayla hesaplaşmaya hazırlanıyor.