Kamusla Güreş
Adını ben verdim, yaşını Tanrı versin
Dede Korkut’tan Bernard Shaw’a 'gündelik hayatımızın tarihi'nde ad verme ve değiştirmeye dair ritüeller, hikayeler…
İsminizi hep yanlış mı anlıyorlar?
Az duyulmuş, hiç duyulmamış adlara yer vereceğimiz bugünkü programımızın kahramanları daha çok Açık Radyo’dan… Değişik telaffuzlardan yanlış anlamalara, oradan farklı hikayelere bilinmeyen adlarla başbaşayız.
Çanak çömlek (yine) patladı
Kabın kacağın, tencerenin, sahanın hikâyesi, deyimleri, fıkraları bitmez. Lengerden kazana her şey ocağın üstünde... Bu programda yine meraklıları için mutfaktayız.
Yeter mi Dursun mu yoksa Satılmış mı?
Çocuğun adını Satılmış koymanın çok naif bir sebebi olabilir… Peki Albert isimli birinin paganlıkla ilişkisi olabilir mi? Avram’dan İbrahim’e giden isimsel yolculuğun, kültürlerin birbirine ne kadar da yakın olduğunu düşündürmesi bugünlerde içinizi ısıtabilir. Ad koyma ritüelleri ile ilgili konuşmaya devam ediyoruz.
Duyduk duymadık demeyin
Pek ya da hiç duyulmamış adların peşinde koşturmaya devam ediyoruz.
Tencerede su boşuna kaynarsa düşmanın çoğalır (mı?)
Deyimler, şakalar, hurafeler ve mutfak alet edevatına dair duymadığımız türlü sözcükler… Kaynata, kızartan, pişiren alet edevat ve ilgili dosyamızı bugün kapatıyoruz.

