Global Population Speak Out
Harıl harıl methiyeler düzüldü bu yeni tanrıya. Adı ‘Büyüme’ydi.
Efendilik taslayan insanın zekâsı daha da gelişti. Toplamayı ve kadim jeolojik güçlerin ürettiği fosil yakıtları yakmayı öğrendi.
İnsan kavmini karşılıklılık döngüsü ile yıllardır birbirine bağlayan kadim dinler unutuldu.
Yaptığı işlere de ‘gelişme’ dedi.
Bundan sonra da yaşam topluluğundaki diğer komşularını tanımadı, onlara ‘doğal kaynak’ demeyi seçti.
Kendini kandırarak vardığı, tüm diğer türlerin efendisi olduğuna dair inancı yüzünden, çocuklarına da dünyanın sadece insan için ve onun kâr edebilmesi için yaratıldığını öğretti.
Lakin zekâsı geliştikçe, hırsları da gelişti. Sonunda kendini her şeyin hâkimi ilan etti.
Zamanla konuşmayı ve saymayı öğrenen bir canlı türü belirdi. Bin yıl boyunca bu canlı yaban soydaşları ile uyum içinde yaşadı.
Balinalar derinlerde kendi senfonilerini çalıyorlardı. Yaşamın sesi her yerdeydi. Yaşamın nabzı asırlar boyunca attı ve yaşam hep zenginleşerek devam etti.
Sayısız dilleri vardı bu canlıların; yosunların neredeyse duyulması imkânsız şarkısından tutun da geyiklerin çıkardıkları borazan sesini andıran seslere kadar.