Tarih
Şehir plancısı Gizem Kıygı ile iki haftalık söyleşimizin ilk bölümü.
Geçen hafta Cizvit papazların Çin’den Avrupa topraklarına taşıdığı bitkilerden bahsetmiştim; bugün yine Çin’de dolaşmaya devam edip onların çiçek kültürüne derinliğine bakıp daha sonra en çok öne çıkan “dört beyefendi çiçek”, bambu, orkide, erik çiçeği ve krizantemden konuşalım…
Cizvit misyonerlerin, “çiçekli ülke” Çin’den toplayıp Avrupa bahçelerine taşıdığı bitkilerden konuşacağız. Ve tabii o bitkilerin resimlendiği kitaplardan da… Binlerce yıl boyunca Batılılara karşı “gizemini koruyan” bu geniş toprakların, Afyon savaşlarının kaybetmesinden sonra, müttefiklere vermek zorunda kaldığı imtiyazlarla yarı sömürgeye dönüştüğü bir dönemi kapsıyor bu hikâye.
Hrant Dink Vakfı'ndan Rudi Sayat Pulatyan, KarDes Çokkültürlü Hafıza Turları mobil uygulamasını anlatıyor. KarDes, İstanbul'un çokkültürlü mirasını keşfetmek isteyen kullanıcılar için kişisel gezi rehberi olarak tasarlanmış ücretsiz bir mobil uygulama. Kullanıcılar, Türkçe ve İngilizce dillerinde hazırlanmış bu uygulamayı indirerek İstanbul’daki cami, kilise, sinagog, okul, mezarlık gibi yapılardan oluşan
Hüseyin Irmak ve Gülay Şubatlı "Baklahorani" - Tatavla Karnavalı'nı Açık Dergi'de anlatıyor.
Geçen hafta beraatlerle sona eren Gezi davasını da bu tarihi çözümleme ışığında düşünmek mümkün. Gerekçeli kararda da okuyabileceğiniz gibi, hiç olmaması gereken bu davanın çürük yapısı tamamen çöktü. Gerçek kazandı, ama geride bir sürü insanın yıllar süren mağduriyeti kaldı.
Emily Dickinson’un çocukluk yıllarında beri oluşturduğu herbaryumu, bilim ve şiirin buluştuğu nadir eserlerden biri sayılıyor. Botanikle erken yaşta tanışmış; yaşamı boyunca bahçecilik -bahçıvanlık bilgisini geliştirmekle uğraşmış ve bu, ömür boyu süren ve şiirle iç içe geçen bir bağlılığa dönüşmüş.
"Melankoli mekanizması, kayıpla başa çıkamama, kaybetmeyi bilmeme, kaybı kabullenememe sonucu kaybı 'içine almak', egoya ait kılmak, onunla özdeşleşmek olarak işler." Dr. Neslihan Şık, Mimar/Arkitekt dergilerinde 1931-41 arası yayımlanan metinlerdeki melankoliyi anlatıyor.
17. yüzyılın sonlarına, 18. yüzyıla doğru uzanıp, Fransız hekim ve botanikçi Joseph Piton de Tournefort’un seyahatnamesinde Türkiye florasına, botanik tarihine dair neler var, ona bakacağız.
“Tecrübemden şunu idrak ettim: Kendimi en ayrıntılı botanik çalışmalarına adadım ve inanıyorum ki uç hususu başararak amacıma ulaştım: Doğruluk, kompozisyon ve renk… Sadece bu üç niteliğin birleşimi sizi botanik illüstrasyonunda mükemmelliğe götürür.”