Türler Arası
3. programımızda, “Gözünüzü kapatın, gökkuşağı renginde bereler giymiş insanları, yüzündeki akşamüstü meltemini ve havadaki dişil enerjiyi hissedin,” demiştik. Bu hafta, o programın ikincisini gerçekleştiriyor, ayn temaya sahip listemizdeki parçaların devamını çalıyoruz.
Bu hafta, yol, yolcu ve yolculukla ilgili şarkılar çalıyoruz. Yolda olmanın anlamını, seyahate eşlik eden şarkılar aracılığıyla kavramaya çalışıyoruz. Bu kez program tam bir yolculuk formatında: arabaya binip, nereye gittiğini bilmeden yola düşen iki arkadaşın sohbetine ve dinledikleri müziğe kulak veriyoruz.
On hafta önce ilkini yayımladığımız, bağımsız, genç, enerjik, zamanı yakalayan pop şarkılarından oluşan programın ikincisini dinliyorsunuz bu kez.
“Flanörün Seyir Defteri: Yıldız tarihi 24071.8. Zor bir dönemi daha geride bıraktık. Gemimiz yeni bir galaksinin sınırına ulaştı. Yeni misyonumuz hakkında mürettebatı bilgilendirdik.” Flanörün Seyir Defteri’nin bu haftaki teması, dizi müzikleri. Uzay Yolu dizisinin jenerik müziğiyle açılan program, günümüzün popüler dizi müziklerine kadar uzanıyor.
Bu program, uğurlu sayısı 1, 3, 5 olanların değil, 007 olanların programı. Çelik kasa nasıl açılır, alarmlar aktive olmadan tavandan çelik iple nasıl sallanılır, bir sahnede silah görünüyorsa o silah mutlaka patlamak zorunda mıdır, gizli ajanlar neden çok sık sevgili değiştirir ve bunu gizlemezler, gibi soruların cevapları yine bu programda!
Bu haftaki programımızın teması bu. Daha az gevezelik, belki daha az bilgi, buna karşın; daha sakin, sükûnet içinde müzik, daha çok boşluk, daha fazla derinlik… Sükût ne demek? Susma, konuşmama, söz söylememe, sessizlik… Ya sükûnet? Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik, huzur, rahatlık…
Bu hafta gerilere uzanıyoruz, rock ve pop müzik dünyasının en babaları arasından yaptığımız bir seçkiyi dinletiyoruz. Onlar olmasaydı, bugünkü müzik çok farklı olurdu, hiç kuşkusuz. 30 yıla yakın bir aralıkta, ağırlıklı olarak İngiltere kaynaklı grup ve şarkıcıların, en hit parçalarının yanı sıra, daha az dikkat çekmiş örneklerini de paylaşıyoruz.
Her açıdan kritik ve heyecanlı günler geçiriyoruz. İlk kez Türkiye’ye dokunan, yolu bir şekilde bu coğrafyadan geçen şarkıcı ve gruplardan müzik dinletiyoruz, programımız içinde. Türkiye’ye yüzünü dönmüş, Türkiye’de konuşlanmış, bazen de yolu Türkiye’den geçen müzisyenler var bu hafta… Bir ‘Türkçe müzik’ programı sayılmaz bu yüzden.
İşte yine 2. programımızdaki listeye geri döndük, anahtar kelimelerimiz yine benzer: çingeneler, sirk müziği, Balkanlar, akordiyonlar, ska ritmleri ve dans… Klezmer müziğinin olmazsa olmazları; kemanlar ve klarnetler… Bu hafta dinlediğiniz müzikle yerinizde duramadığınıza eminiz.
Bu haftaki parçaların büyük çoğunluğu akustik, en azından akustik bir anlayışla yapılmış şarkılardan oluşuyor. Enstrümanları daha doğal sesleriyle duyduğunuz, yumuşacık, ruhtan kopup gelmiş parçalar… Geçen haftaki programın devamı gibi biraz da… Farklılıklarıyla tabii.