Dünyayı Çevirenler
Vigdis Hjorth’ta yüzleşme: Miras, bellek, sessizlik
Édouard Louis İstanbul'da: "Şiddet istikrarsızdır"
Édouard Louis İstanbul'da: "Politik olan kişiseldir"
A. Volkan Erdemir'le Haruki Murakami üzerine
Sadece Japon edebiyatına değil, dünya edebiyatına da damga vuran Haruki Murakami'yi çevirmen A. Volkan Erdemir ile konuşuyor ve Murakami'nin yeni kitabı Şehir ve Belirsiz Duvarları üzerine sohbet ediyoruz.
Gökhan Aksay'la Juan José Saer üzerine
Olaylardan çok zamanın ve belleğin akışıyla ilgilenen Juan José Saer’in edebiyatını Gökhan Aksay ile konuşuyoruz.
Juan José Saer anlatmıyor, hatırlıyor. Cümleleri uzun, parantezli, tekrarlarla dolu. Sessizliklerle, boşluklarla konuşuyor. Gerçekle kurmacayı iç içe geçiriyor; bir limon ağacı ya da bir nehir kıyısı, sadece fon değil, hatırlamanın taşıyıcısına dönüşüyor. Latin Amerika edebiyatında alışık olduğumuz büyülü gerçekçilikten farklı bir yerde duruyor: Gerçeğin kendisi zaten yeterince büyülü. Geçmişin izlerini taşıyan ama yaranın kaynağını unutmuş karakterlerle, edebiyatı bir düşünme ve hissetme alanına çeviriyor.
Zeynep Avcı'yla William Shakespeare üzerine
Konuğumuz Zeynep Avcı ile William Shakespeare’in metin evrenini, karakter kurulumunu ve çağlar boyunca neden hâlâ bu kadar etkili olduğunu konuşuyoruz.
Ohannes Şaşkal’la Ermeni Şiiri üzerine - Bölüm 3
Konuğumuz Ohannes Şaşkal ile Ermeni şiiri üzerine sohbetimizin bu son bölümünde, şiir çevirisinin inceliklerini, Ermeniceden Türkçeye aktarımın zorluklarını ve henüz kitaplaşmamış, yalnızca dergi ve antolojilerde karşımıza çıkan değerli şairlerin seslerini konuşuyoruz.
Ali Volkan Erdemir'le Kenzaburo Oe üzerine
Kenzaburo Oe’nin Suda Ölüm adlı eserinin Japonca'dan yaptığı çevirisiyle İKSV tarafından verilen Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün 2024 yılı kazananı Ali Volkan Erdemir ile Kenzaburo Oe'yi konuşuyoruz.
Édouard Louis in Istanbul: "The political is personal"
For two weeks, we will be engaging in a literary discussion centered on class, identity, sexuality, politics, and friendship through the writings of Édouard Louis.
Ülker İnce'yle çeviri anlayışı, edebiyata bakış ve metinleri yeniden yazma süreci üzerine
Oscar Wilde’dan Harper Lee’ye uzanan çevirileriyle tanınan, çağdaş edebiyatın önemli isimlerini Türkçeye kazandıran çevirmen ve akademisyen Ülker İnce ile çeviri anlayışını, edebiyata bakışını ve metinleri yeniden yazma sürecini konuşuyoruz.
Ayrıca Lawrence Durrell’in “İskenderiye Dörtlüsü” üzerine Ülker İnce’nin geçmiş çeviri deneyimleri, bu külliyatın Türkçede aldığı biçim ve edebiyata açtığı yeni düşünme alanları da sohbetimizin merkezinde.
Celâl Üster'le "Aslan Asker Şvayk" üzerine - Bölüm 1
Jaroslav Hašek’in unutulmaz kahramanı Aslan Asker Şvayk, savaşın ve modern bürokrasinin absürtlüğünü keskin bir hicivle gözler önüne seriyor: Şvayk saf bir asker mi, yoksa sistemin saçmalığını ifşa eden bir figür mü?
Aslan Asker Şvayk'ı usta çevirmen Celâl Üster ile birlikte ele alıyor; Kafka ve Kundera’yla kurulan paralellikler üzerinden, mizah ile eleştirinin kesiştiği bu güçlü metni konuşuyoruz.
Eyüp Karakuş'la Sergey Dovlatov üzerine
Konuğumuz Eyüp Karakuş ile Sergey Dovlatov üzerine söyleşiyoruz.
Édouard Louis in Istanbul: “Violence is unstable”
Here is the second and final part of Didem Bayındır's interview with Édouard Louis on class, identity, sexuality, politics, and friendships.
Banu Gürsaler Syvertsen'le Jon Fosse, Dag Solstad ve Per Petterson üzerine
Norveç edebiyatının çağdaş üç sesi; Jon Fosse, Dag Solstad ve Per Petterson'ı ele alıyor; Kuzey’in sade ama derinlikli anlatı geleneğini şekillendiren bu yazarların; sessizlik, yalnızlık, inanç, varoluş ve insanın iç dünyası etrafında kurdukları edebî dilini konuğumuz 'sessizliğin dilini' Türkçeye taşıyan çevirmen Banu Gürsaler Syvertsen ile konuşuyor; Norveç’in içe dönük atmosferinden Türkçe okura uzanan bu yolculukta metinlerin ritmini, felsefi ağırlığını ve çevirinin dönüştürücü etkisini birlikte keşfediyoruz.
Celâl Üster'le "Aslan Asker Şvayk" üzerine - Bölüm 2
Jaroslav Hašek’in unutulmaz kahramanı Aslan Asker Şvayk, savaşın ve modern bürokrasinin absürtlüğünü keskin bir hicivle gözler önüne seriyor: Şvayk saf bir asker mi, yoksa sistemin saçmalığını ifşa eden bir figür mü?